Spoiler: Düşündüğünüzden Çok Daha Hızlı!
Bir insansız hava aracını (İHA) gökyüzünde dengeli bir şekilde uçarken izlediğinizde, "Ne kadar gelişmiş bir sistem, sanki her şeyi kendi başına yönetiyor." diye düşünebilirsiniz. Gerçekte ise günümüzdeki İHA'ların büyük bölümü, düşündüğümüz anlamda insan gibi muhakeme eden yapay zekâ sistemleri değildir. Bunun yerine sensörlerden gelen verileri sürekli analiz edip, önceden tanımlanmış kontrol algoritmalarını çalıştırır ve bu algoritmaların ürettiği komutlarla uçuşunu kararlı bir şekilde sürdürür.
Peki bunu nasıl başarıyorlar? Gelin, bir İHA'nın havada dengesini nasıl koruduğunu ve otopilotun arkasındaki kontrol algoritmalarının nasıl çalıştığını birlikte inceleyelim.
Düz uçuş yapan bir sabit kanatlı İHA'yı düşünün. Dışarıdan bakıldığında son derece kararlı görünse de gerçekte uçuş boyunca sürekli olarak dengeyi bozan kuvvetlerle mücadele eder. İHA'nın kararlılığını etkileyen başlıca faktörler şunlardır:
Sürekli değişen hava akımları İHA'yı rotasından saptırabilir veya beklenmedik şekilde eğebilir.
Motorun ürettiği itki ile kontrol yüzeylerinin oluşturduğu aerodinamik kuvvetler zaman içinde küçük farklılıklar gösterebilir.
Yakıtın tüketilmesi, faydalı yükün konumu veya gövdedeki küçük dengesizlikler uçuş karakteristiğini etkileyebilir.
İvmeölçer ve jiroskoptaki küçük ölçüm hataları veya elektronik gürültü, uçuş kontrol sisteminin sürekli düzeltmesi gereken sapmalar oluşturabilir.
Bu etkilerin her biri tek başına küçük görünse de uçuş sırasında sürekli meydana gelir. Bu nedenle otopilot, sensör verilerini kesintisiz olarak analiz eder ve saniyede yüzlerce kez düzeltme komutu üreterek İHA'nın kararlı uçuşunu sürdürmesini sağlar.
Bir İHA'nın dengede kalabilmesi için önce kendi hareketini algılaması gerekir. Tıpkı insanların dengesini sağlayan iç kulak gibi, otopilotun da IMU (Inertial Measurement Unit / Ataletsel Ölçüm Birimi) adı verilen bir sensör paketi bulunur.
IMU, iki temel sensörden oluşur:
İHA'nın Roll, Pitch ve Yaw eksenlerinde ne kadar hızlı döndüğünü (açısal hızını) ölçer. Böylece ani yön değişiklikleri anında algılanabilir.
İHA'nın doğrusal ivmesini ölçer. Yerçekimi vektörünü referans alarak özellikle durgun veya yavaş hareketlerde yönelimin tahmin edilmesine yardımcı olur.
Otopilot bu sensörlerden gelen verileri tek tek kullanmaz. Bunun yerine farklı sensörlerden gelen ölçümleri birleştirerek daha güvenilir bir sonuç elde eder. Bu işleme Sensör Füzyonu (Sensor Fusion) adı verilir. Böylece İHA'nın uzaydaki yönelimi (attitude) gerçek zamanlı olarak yüksek doğrulukla tahmin edilir.
Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Otopilot motorlara yalnızca "Şu hızda dönün." komutu verseydi ne olurdu?
Bu yaklaşım Açık Çevrim (Open Loop) olarak adlandırılır. Tıpkı gözü kapalı şekilde yürüyen bir kişinin yol üzerindeki engelleri fark edememesi gibi, yalnızca önceden verilen komutlara göre hareket eden bir İHA da rüzgâr veya türbülans gibi dış etkenler karşısında rotasından sapabilir. Çünkü açık çevrim sistemlerde sonuç sürekli olarak kontrol edilmez.
Bu nedenle modern İHA otopilotları Kapalı Çevrim Kontrol (Closed Loop / Feedback Control) kullanır.
Otopilot tek seferlik komut vermekle yetinmez. Her kontrol döngüsünde hedef yönelim ile mevcut yönelimi karşılaştırır ve aradaki hataya göre yeni bir düzeltme komutu üretir.
Hata = Hedef Yönelim − Mevcut Yönelim
Amaç, hedef yönelim ile mevcut yönelim arasındaki farkı mümkün olduğunca sıfıra indirmektir.
Bu sürecin tamamı aşağıdaki kapalı çevrim kontrol döngüsünde gösterilmektedir:
Şekil 1. İHA otopilotunda kullanılan kapalı çevrim (feedback) kontrol döngüsünün sadeleştirilmiş gösterimi.
Bu geri besleme döngüsü genellikle 100–400 Hz hızında çalışır. Başka bir ifadeyle otopilot, sensörleri saniyede yüzlerce kez okur, hatayı hesaplar ve yeni düzeltme komutları üreterek İHA'nın kararlı uçuşunu sürdürmesini sağlar.
Hata hesaplandıktan sonra devreye PID kontrolcüsü girer.
PID, hedef ile mevcut durum arasındaki hatayı analiz ederek motorlara veya kontrol yüzeylerine gönderilecek en uygun düzeltme komutunu hesaplar.
Bu mantığı otomobillerde bulunan Cruise Control (Hız Sabitleyici) sistemiyle düşünmek oldukça kolaydır.
Araç 90 km/s hıza ayarlanır. Yokuş nedeniyle hız 85 km/s'ye düştüğünde sistem bu hatayı algılar, gaz miktarını artırır ve aracı tekrar hedef hıza ulaştırır. PID kontrolcüsü de İHA'da aynı prensiple çalışır; hedef ile mevcut durum arasındaki hatayı sürekli hesaplayarak gerekli düzeltmeleri uygular.
İHA otopilotu da aynı mantıkla çalışır. Hata hesaplandıktan sonra PID kontrolcüsü bu hatayı üç farklı bileşen kullanarak düzeltmeye çalışır.
Kontrol Çıkışı = P + I + D
PID kontrolcüsü, mevcut hata (P), geçmiş hatalar (I) ve hatanın değişim hızını (D) birlikte değerlendirerek düzeltme komutunu oluşturur.
Mevcut hataya tepki verir. Hata büyüdükçe düzeltme komutu da büyür.
Geçmişte biriken küçük hataları toplar ve sürekli oluşan sapmaları zamanla ortadan kaldırır.
Hatanın ne kadar hızlı değiştiğini inceler. Böylece aşmayı (overshoot), salınımı ve kararsızlığı azaltmaya yardımcı olur.
PID'nin en büyük avantajları; yapısının basit olması, farklı sistemlere kolayca uyarlanabilmesi ve doğru ayarlandığında güvenilir sonuçlar vermesidir. Bu nedenle İHA'lardan endüstriyel robotlara kadar pek çok kontrol sisteminde günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bir İHA'nın uzaydaki yönelimi üç temel dönme ekseniyle ifade edilir. Otopilot, sensörlerden aldığı verileri bu eksenler üzerinden değerlendirerek uçağın istenen yönelimde kalmasını sağlar.
Şekil 2. Bir İHA'nın üç temel dönme ekseni: Roll (Yatış), Pitch (Yunuslama) ve Yaw (Sapma).
İHA'nın boylamasına ekseni etrafında sağa veya sola yatmasıdır.
+ Sağa yatış
− Sola yatış
İHA'nın enlemesine ekseni etrafında burnunun yukarı veya aşağı hareket etmesidir.
+ Burun yukarı
− Burun aşağı
İHA'nın dikey ekseni etrafında burnunu sağa veya sola çevirmesidir.
+ Sağa dönüş
− Sola dönüş
PID kontrolcüsünün hesapladığı düzeltme komutları tek başına bir anlam ifade etmez. Bu komutların, İHA'nın fiziksel hareketine dönüştürülmesi gerekir.
Kanatçıkları hareket ettirerek Roll (Yatış) kontrolünü sağlar.
İrtifa dümenini hareket ettirerek Pitch (Yunuslama) kontrolünü sağlar.
İstikamet dümenini hareket ettirerek Yaw (Sapma) kontrolünü sağlar.
Otopilot, bu kontrol yüzeylerini hareket ettiren servo motorlara komut göndererek İHA'nın istenen yönelimde kalmasını sağlar.
Bir insanın beklenmedik bir durumu algılayıp tepki vermesi ortalama 200 milisaniye sürer. Modern uçuş kontrol sistemleri ise aynı süre içinde onlarca kontrol döngüsü tamamlayabilir.
Sensör okuma frekansı ile PID kontrol döngüsünün çalışma frekansı aynı değildir. Sensörler daha yüksek hızda veri üretirken, kontrol algoritması bu verileri belirli aralıklarla işleyerek düzeltme komutları oluşturur.
| İşlem | Örnek Frekans |
|---|---|
| IMU sensörlerinin okunması | 8 kHz (8000 Hz) |
| PID kontrol döngüsü | 400 Hz |
Bu değerler kullanılan uçuş kontrolcüsüne, sensörlere ve yazılım mimarisine göre değişebilir.
Siz bir kez göz kırpana kadar, otopilot sensörleri binlerce kez okumuş, yüzlerce kontrol döngüsü çalıştırmış ve İHA'nın dengesini korumak için yeni komutlar üretmiş olur.
Bir İHA'nın kararlı uçuşunun arkasında tek bir sensör veya tek bir algoritma değil; IMU, sensör füzyonu, kapalı çevrim kontrol ve PID algoritmalarının birlikte çalıştığı gelişmiş bir uçuş kontrol sistemi bulunur. Bu yapı sayesinde otopilot, çevresel değişimleri saniyede yüzlerce kez analiz ederek anlık düzeltmeler yapar ve İHA'nın rüzgâr, türbülans ve diğer dış etkenlere rağmen güvenli ve kararlı bir şekilde uçmasını sağlar.